 |
.:: Savaş Bat-Akbank Röpörtajı ::. 22 Ekim 2005 http://www.exi26.com dan alınmıştır.
AKUT kurucusu, Kadıköy Anadolu Lisesi Doğa Sporları Kulübü (KALDSK) Eğitmeni
Savaş Bat, Türkiye'nin ilk trekkingcilerinden biri. Trekking'e, 1983 yılında Kaçkarlar'da pratikten yetişerek başlamış. Öğrencilik yıllarında baş gösteren dağcılık tutkusunu bugün yaşam tarzı haline getirmiş. Aynı zamanda emekli biyoloji öğretmeni olan Bat, Kadıköy Anadolu Lisesi'nde kurduğu Doğa Sporları Kulübü'yle gençleri alternatif doğa sporlarıyla tanıştırıp, arama kurtarma ekipleri yetiştiriyor.
Kadıköy Anadolu Lisesi'nde öğrencilere dağcılık ve arama kurtarma eğitimi veriyorsunuz. Niçin dağcılık?
KALDSK (Kadıköy Anadolu Lisesi Doğa Sporları Kulübü)'nün aktivitelerinin iki amacı var: Biri doğaya gitmek, diğeri TAMT (Toplu Afet Müdahale Timi) eğitimi alarak afet durumlarında müdahale etmek. Dağcılık eğitimi alan çocuklar daha dayanıklı oluyor, refleksleri daha fazla gelişiyor. Bu nedenle bu çocuklar arama kurtarmada başarılı olabiliyor. Ben çocukları doğaya getirip götürüyorum, dayanıklılıklarını deniyorum. Ondan sonra arama kurtarma eğitimi almaları için bir programa tabi tutuyorum.
Ataşehir'de AKUT'un İskender Iğdır Eğitim Birimi var. Burada onlara TAMT eğitimi veriyoruz. 15 günlük eğitimin sonunda bir sertifika alıyor ve uygulamaya geçiyorlar. Uygulama başka eğitimlerde mankenlik-asistanlık yapmak şeklinde gerçekleşiyor. Mezun olan öğrenciler üniversiteye girdikten sonra dönüp kulüple ilgilenmeye başlıyorlar. Çünkü ben onları o şekilde şartlandırdım. Hem Ataköy'de, Hem KALDSK'da çalışmaya devam ediyorlar.
Doğadaki aktiviteleriniz nasıl gerçekleşiyor?
15 günde bir 5-8 saatlik doğa yürüyüşleri yapıyoruz. Serindere'ye, Maşukiye'ye, Keltepe'ye ve Çal Deresi'ne gidiyoruz. Sabah saat sekizde yola çıkıyoruz, akşam dokuz buçuk civarında, müthiş bir tatmin duygusuyla eve dönüyoruz.
Öğrencileriniz dışında kendiniz için de trekking yapıyor musunuz?
Öğrenciler olmadığı zamanlarda da yürüyüş yapıyoruz. Dağların alçak geçitlerinden geçerek vadilere gidiyoruz. Oradan bir başka vadiye, istersek başka bir vadiye daha... Her güne bir vadi ayırabiliyoruz. Yüksek irtifada gittiğimiz vadiden geri dönmeyerek trekking yapıyoruz. Trekkingde amaç her gün vadi değiştirmek ve çıktığınız vadiden geri dönmemektir. Bunun için önceden plan yapıyoruz. Krokilerimiz var; buradan çıkacağız, şu geçide gideceğiz, o geçitten şu yaylaya geçeceğiz gibi. Ben beş yıl boyunca bu şekilde trekking yaptım. En kısa trekking iki gece üç gündüz sürüyor. 15 güne kadar çıkabilirsiniz ama çok zor. Çünkü kalacağınız süre boyunca yiyeceklerinizi ve kamp yükünüzü sırtınızda taşımak zorundasınız. Trekking çok zor bir şey. Günübirlik doğa yürüyüşlerinden farklı. Ama inanılmaz doğa manzaraları görüyoruz, hatta film yetiştiremiyoruz.
Uzun süren trekking sonrası geriye dönüş zor oluyor mu?
Döndükten sonra sarhoş oluyorsunuz. Beyninizin boşalması sizi inanılmaz rahatlatıyor. Severseniz bir daha kopamıyorsunuz. Bu nedenle ilk gidiş çok önemli. Eğer ilk gidişte severseniz bir daha kopamıyorsunuz. Sizin için sürekli bir adrenalin kaynağı oluyor. Bağımlı oluyorsunuz. Mutlu olmak için ona ihtiyaç duyuyorsunuz.
Dağlarda olmak size nasıl bir tatmin sağlıyor?
Bu benim yaşam tarzım. Tutkum. Gidemediğim zaman dağların rüzgarını özlüyorum. Çadır fermuarını açarken onun sessizlikte çıkardığı sesi özlüyorum. Çocuğum üç yaşındayken bile onu sık sık doğaya götürüyordum.
Peki, dağlarda vahşi hayvanlarla da karşılaşabilirsiniz...
Türkiye’de vahşi hayvanlar tabii ki var ama şimdiye kadar hiç kimseye saldırdığı duyulmamış. Korkuyu biz kafamızda yaratıyoruz. Bir seferinde üç kadına rehberlik yapmıştım. Dağda geceliyorduk. Gecenin bir saatinde horlama sesi duymaya başladım. Yanımda bir öğrencim vardı dinledim, o değil. Diğer çadıra seslendim, yanınızda horlayan var mı, diye. Orada da yok. Meğer onların çadırının yanını bir ayı toprağı kazıyormuş. Kafa fenerimi çıkardım ve çadırı açmaya cesaret edemediğim için feneri çadırın içinde sallamaya başladım. Işığı görünce gitti. Kazdı kazdı ve çekti gitti. Silah vardı yanımda ama kullanmayı düşünmedim.
En sevdiğiniz parkurlar...
Yazın Kaçkarlar. Kışın Aladağlar, Erciyes ve Ağrı. Ben doğayla içiçe olmayı yaşam tarzı haline getirdim. Sistemli olarak dağlara gidiyorum.
Hiç tehlike geçirdiniz mi?
Kış mevsimi... Dağlardayız... Sis geldi, ortalığı kapladı. Biz bir tümseğin arkasına geçtik. Yavaş yavaş açılmaya başladığında, bastığımız yerin hemen yanında gözenekler oluştuğunu gördük. Kar her yeri kapatmış ama dikkatli baktığınız zaman o açıklığı ve gölün üzerinde oluşan gözenekleri görebiliyorsunuz. Hep beraber göle düşebilirdik. Tabii korkunç bir şey olurdu. Yazın böyle bir korku yok, rahatça göllerde yüzebiliyoruz. Çok soğuk olmakla birlikte biraz kulaç atınca alışıyorsunuz. İlk başta vücudunuz biraz acıyor, çıkınca vücudunuzu birden ateş basıyor. Çok güzel bir duygu... |
 |