 |
.:: Kaçkarlar ve Verçenik Tırmanışı ::. 22 Temmuz 2006 10-22 Temmuz arasında Kaçkarlar'daydık ve Verçenik zirveye cıktık.
Etkinlik yazısı:
BİR GÜN DAĞDA GEZERKEN
-Sumruuu!
-Efendim Nice..
-Haydi Kaçkar dedikodusu yapalııım!
-Ah Ahhhhh hatırlar mısın Nice bir zamanlar bir kaçkara gider iken bir otobüse binmiştik.
-Abi muavin manyaktı. Bir türlü insanların yerlerine karar veremedi adam
-İzmite gelene kadar oturamadık. Zaten iki kişilik koltukta 5 kişi oturduk.(bir of çeker)
-(Nice isyan eder)Hep ben yerde oturdum. Kes!!
18 saatlik yolculuğun ardından grupça yani Canberk(g), Barış, Taner, Sumru ve Nice Pazar'a sağ salim vardık. Otobüsten indikten sonra, Verçenik Yaylasına çıkmak için Çoban Ahmet'le buluştuk. Çamlıhemşin'de mola verip Savaş Hoca'yı aldık.
- Sumruuu....
-Efendim Nice..
-Burda çamsakızı varmış alsak mıııı??
-Hadiiii!!
-5 dakika sonra -
-Abi bu iğrenç bir şeymiş.
-Benimkinin içinde böcek var galiba..
Arkadan gelen böğürme sesleri eşliğinde yaylaya çıktık. Geceyi Ahmet abinin yayla evinde geçirecektik. Öğleden sonra balık tutmaya çıktık. Ahmet abi tuttuğu balıkları bize atar bize de onları öldürme görevi kalır..
Sumru: bak kes şurdan kes!kopar onu çakıyla kopar!kes! kes!
Nice: aaııyh!
Taner - Canberk - Barış : ciyaaaak!
Akşam kesilmiş ve de temizlenmiş balıklarımızı Ahmet Abinin yaptığı mıhlamayla beraber afiyetle yedik.
1. GÜN - yola çıkıyoruz...
Çantalarımızı toplayıp Kapılı Göller'e doğru yola çıktık. 2.5 saatlik bir yürüyüşün ardından göl kenarına kampımızı atıp buz gibi suya koştuk. Dağlarda çığlıklarımız yankılanırken 4 derecelik suya girdik..
Öğleden sonra Canberk Nice ve Taner uyurken Barış'la Sumru boş durmadı. Bravo onlara!!! 64 kere!!
Kendileri çadırın önündeki 7m.lik kayada en az 64 tan back up 'ı olan bir istasyon kurup iple iniş yaptılar..
- Sumruuuu... (uyanır)
-(yukarıdan iner) Efendim Nice...
-naaapıyosunuz??
-yuppiiii!! aaa! hadi iki kişi inmeyi deneyeliiiim!?
(indik de sonra utanmadan..=))
Ertesi gün sabah 4 te kalkıcaktık.
2. GÜN : bu kayaların arasına ne güzel şato kuruluuur!!
- Günaydın Sumru..
- Günaydın Nice.. Saat kaç?
-ee..7
-eee...yuppi...
yola koyulduk..bugün ki hedefimiz Verçenik zirve..3711 m..
4 saatlik yürüyüşle babaların oraya ulaştık. Burada grup ikiye ayrıldı. Canberk, Taner, Sumru, Savaş Hoca, Ural yola devam ederken Nice ile Barış kös kös geride kaldı.
- sumru..
- Efendim Nice
- al bu kaskı.. işine yarayabilir...
- bana şans dile Nice.. Seni asla unutmayacağım..
-ühübühü
İki saattir tırmanıyoruz. Nice ile Barış yavaş yavaş küçülüyorlar. Sağ tarafımız tamamen buzullarla kaplı. Kilit noktaya vardık. İpsiz tırmanmaya karar verdik. Frictionlarımızı giyip tırmanmaya başlıyoruz. Bizden önce tırmananların bıraktığı malzemeleri toplaya toplaya zirveye ulaştık. Zirve defterini karıştırıp bizden önce tırmanan dağcıların yazdıklarını okuduk.
"Nasıl inecez lov burdan!!" meçhuliyeti zihnimizi bulandırdığı için manzaranın keyfine pek varamadık. Ziraaa inişe geçerken (piyuuuvv)her birimiz rüzgarın gönül eğlendirdiği alelade bir sonbahar yaprağı gibi titreşiyorduk.(Hobaa?!)Ama sonunda indik. Hem de canlı olarak!(mı acaba??dıdıııııımm!!)Kilit noktasından aşağıya ip açarak indik. Fakat sallanan bir sikke ve HMS miz olmadığı için sıkışan bir iple ve zıplayan bir benle zor anlar yaşadığımı kabul ediyorum(tam bir kaos ortamı). Yamaçtan aşağıya taş maş dinlemeden döne yuvarlana indik.
Ve yamacın dibinde çığırdım:
-Niceeeaaa gel göle girelim.
Akşam bitkin gelen ve onlara hastabakıcılık yapan geri kalan grup üyeleri erkenden çadıra girdik ama muhabbetimiz bitmedi.
3.GÜN Kaldsk'nın en son albümü raflarda...
Albüm kapağımızın fotoğrafını çektirdikten sonra rahat bir tempoyla yola çıktık. Verçenik arkamızda kalırken,rotamızda Verçenik Gölü, Adalı Göl(Nice isyan edip kendini göle atar-Savaş Hoca Alkış tutar-böylece biz de Nice'den kurtulmuş oluruz)
Son olarak da Tatos Gölü var. İşte Tatos kampımızdaki olaylar zinciri:
-Taner'in Nice'yi yağmurluğa hapsetmesi ve S.Bat'ın kışkırtmaları sonucu yapılan dövüş
-Taner Barış ve Canberk'in herşeyi kırmızı görmeye başlaması
-Ayı gelmesi...
-Birdirbir ve yerdenyüksek oynanması
-Rusların göle dökülmesi miti ve gölün dibindeki ölü Ruslar tartışma konusu
-Sumru'nun Canberk'i pembe smokinde hayal etmesi
4.GÜN Savaş Hoca "çocuklar belki bugün Kale'de ayran buluruz"
Uzun,rahat ve sisler içerisinde yürüyüş...Akıllarda ve kalplerde ayran olgusu. Kale Yaylasına iniş.
Yaylada bir saat kadar ayran hayalleri ve ilerleyen zamanlarda kaybolan Savaş Hoca'yı bekledik. Barış; Taner Canberk Sumru üçlüsünü fındıkla yemlerken izdiham yaşandı. Aç kalan öğrenciler fındığa saldırdı.
Ahmet Abi'den umudu kesince BaşYayla'ya doğru tırmanmaya başladık.
(Köpek havlamaları)
(sis içerisinden Savaş Hoca'nın bağırışları)
-Sumruuuu...
-Efenüm Nice?
- Ya Savaş Hoca'ya köpek saldırdı galiba!!
Barış'la Sumru: aaa geldik o zaman olley.
Başyayla'da, Özlem Abla'nın evinde bizi muhteşem bir sofra bekliyordu. Sisli ve yağmurlu havanın içinden sanki nurlarla parlayarak karşımıza çıkıveren bir mıhlamanın ardından, hepimiz "Şükürr" derken bir de baktııık..o da nee? Şu masada duran tabaktakiler zeytin yağlı dolma değil mi? Sıcak çaylarımızı da içince iyice mayıştık ve orada kamp atmaya karar verdiiiik! Ama Savaş Hoca bu kararımızı beğenmedi. Dolayısıyla yine düştük yollara. Şimdiki rotamız Yıldızlı Göl.
Yolda...
Sumru:Trallalaalalaaaa.uuaaaah pat!!
Sumru'nun ayağının kayması ve kafasını kaya çarpması sonucu orda kamp atmaya karar verdiik! Ama Savaş Hoca bu kararımızı da pek beğenmedi. Yola devam ettik ve Yıldızlı Göle vardık. Kampımızı attık Ocağımızı yakmaya çalışırken kafamızı bir de sola çevirdik ki...
-Sumruua ..?!
-:Dur Nice be lanet ocağı yakmaya çalışıorum(bom!!)
-Sumruu Kerem geçiyoooo aaaaaaaaa!!!
-Peki..?
Gruba sonradan katılan Kerem arkadaşımız almış çantasını sırtına düşmüştü yollara ve hatta derelere, sefil bir halde kampımıza varmıştı. Akşam Savaş Hoca ve Ahmet Abi'nin çadırında Kerem'in çoraplarını kuruturken bir yandan da Karadeniz türküleri söyledik.(yalan tabii biz sadece nınınınıııı yaptık,hocayla ahmet abi söyledi )
5.GÜN arkadaşlar okun düştüğü yere atıyoruz...
Kampımızı toplayıp Haçıvanak yaylasına gittik.Haçıvanak'ta çok tatlı teyzeler karşıladı bizi. Ve yine mıhlamanın gücü...
MENÜ
-sıcak beyaz ekmek
-inanmaz bakışlarımızın altında sofraya inen kaymaklı bir mıhlama
-vişne reçeli, kaymak, zeytin, helva ve bardaklarca çay
Tabii ki orda kamp atmaya kara verdiiik! Ve bu sefer muradımıza erdik. Anlaşmaya göre, biri yorgunluktan düşerse kamp yerimiz orası olacaktı. İlk düşüş evin kapısında yaşandı. Aslında yarım saatlik olan yol her 10 metrede bir birinin sakatlanması, düşmesi ya da bunalıma girdiğini beyan etmesiyle 3 saate uzadı. Bizi takip eden ineklerle yol alıp sonunda kampı attık.
-Sumru...
-Efendim Nice
-Bu inek bizi takip ediyo
-Bakma Nice bakma
-Sumru hala geliyo
-:koooooş!!!(möööeeee)(ciyaaaaaak!!)
Aynı inek sonra kampımızı basıp Savaş Hoca'nın ayakkabısını yemek suretiyle bütün gün bizi taciz edip durdu.
6.GÜN horonla da ısınılır...
Büyük Deniz Gölü'ne gidiyoruz.Yolda ısınmamız için bizi durduran Savaş Hoca esneme hareketleri yaparken biz horon teptiğimiz için azar işittik. Büyük Deniz Gölü'ne vardığımızda hemen mayolarımızı giyip göl kenarına koşturduk.
-Nice koş bulut gitti.
-Geliyo Sumru dur!durma ya da gir gir!
-güneş çıktı güneş!dur çıkmamış!uleeyn!
-Allah belasını.....
Kampta bir ara baktık ki herkes farklı bir kitaba dalmış, Taner Sumru ve Nice şiirin insan yaşamındaki etkisini tartışırken görülmüştür.
-Sumru..?
-Efendüm Nice
-Tenceremizin bir kapağı olsaydı makarnamız ne güzel hızlı pişerdi
-hımm.ne kullansak kapak olarak?
-Sumru senin şu şiir dergin vardı ya...
(-makarnamız hızlı pişti hakikaten)
7-8. GÜN faka basasım var...
Sabah göle girdikten sonra yokuş aşağı uzun yolumuza koyulduk. Artık dizler iflas etmek uzereydi ki yolda bir yayla evi görüp uğradık. Hatta AYRAN BİLE İÇTİK. Ve Sırakonaklar köyüne vardık.
Orada bir ev bizi misafir etti. Günümüzü balkonda bol bol Tang içerek, kokmasın diye çiğ sucuk yiyerek ve blackjack oynayarak geçirdik. Hatta Nice kumarda ayaklarını kaybetti.(neyse ki Canberk insafa gelip ayaklarını kullanması için Nice'ye bıraktı..) Geceyi balkonda ,enteresan böceklerle sarmaş dolaş geçirdikten sonra sabah arabayla Gürcistan sınırındaki Camiliköy'e doğru yol aldık. Yusufeli'ne inip cağ kebabı yedik. Borçka'dan Karagöl'e geldik. Karagöl'de yağmur altında deniz bisikletine binmeden edemedik. Akşama doğru Gürcistan sınırına vardık. Geceyi bir grup Ahmet Abi'nin minibüsünde, diğerleri çayırda kanepelerde geçirdik. Sabah Hoca'nın köyüne, Çinçiva'ya gittik.
Geceyi Hoca'nın kulübesinde geçirdik. Yıldızların altında, ateş böceklerinin arasında, elimizde çaylarımız tatlı tatlı muhabbet ederken yanımızdan boş teleferikler geçiyordu.
Kaçınılmaz olarak:
"Offf! Şurdaki tırmık tam psikopat katillik"
"Allah şu pencereden ne güzel hayalet çıkar"
-Sumru
-Efendim Nice
-Gece ayaklarımızı pencereye vererek uyuyalım.
-Hayatta olmaz. Pencerenin önünden geçen sapık ruhlu uzaylıları görmek istemiyorum.
-Ben de gözümü açınca tepemde bana bakan bir exorcist görmek istemiyorum!! allah allah...
Akşam boş geçen teleferik sabah bizimle doluydu. Savaş Hoca'ya veda edip ( teleferik geri donerken not bırakarak:)) yalnız yalnız düştük yollara , bu sefer yolumuz İstanbul'a...
-Sumru
-Efendim Niceeeeeaaaaaa!??!!!!
-Sen bir karadelik olsan kendini nasıl hissedersin?
-hımm bence bunu listeye ekleyelim.
EKLER:
CANBERK'E SORULACAKLAR LİSTESİ
-Gök yarılsa nasıl yarılır? ne sesi gelir sifon çekme mi,fermuar mı?
-Gök yarılsa içinden ak sakallı takım elbiseli bir adam çıksa "Evet arkadaşlar bu kadardı.Dağılabilirsiniz" dese nereye dağılırdın? (dağılın len!)
-Sen bir karadelik olsan kendini nasıl hissedersin?
ŞARKI SÖZLERİMİZ
BİR GÜN DAĞDA GEZERKEN ADLI SON BESTEMİZ
Bir gün dağda gezerken
bir kurbağaya rastladım
dedim ona:
kurbağa neden kıpırdamıyorsun*
kurbağa dedi:
gönlümün kurbağasını bekliyorum
ve ben onu....
EZDİİİİM
Kurbağa dedi
vıcck
ben dedim bük ye
Bir gün dağda gezerken
bir serçeye rastladım
dedim ona
naaabeerr?
serçe dedi:
YIKIL KARŞIMDAN
ve ben onu
EZDİİİM EZDİİM
(brutal choir)
----------------------------------------------------------------
Yazı:Sumru Tamer - Nice Uysal
Fotolar: Barış Seber - Canberk Öztürk  camlıhemsin |  vercenik yaylasında ahmet abinin yaptıgı mıhlama |  yayladan Vercenik göründü |  yarın buraya cıkacagız |  Kapılı göller |  kamp atraksiyonları: kayadan iple inis |  fantastik emniyetimiz. 64 kere bravo bize:)) |  Verçenik Hatırası |  Albüm kapagı olacak resim:) |  Kazma eğitimi |  Adalıgöl'ün sırttan görüntüsü |  Aynı sırtın arka yüzü: Tatos Gölü |  Osmanlı-Rus Savaşı'nda askerlerin düştüğü yer |  Tatos'tan geçerken Taner'in düştüğü an:) |  Sisten hemen önce |  Haçıvanak Vadisi |  Yıldızlıgöl'de güzel bir sabah |  Haçıvanak'daki enfes mıhlama ve gözü dönmüş insanlar:) |  Haçıvanak Vadisi'nde kampımız |  Sırtı aşmadan önce ısınmak için horon:) |  Büyük Deniz Gölü |  Kampımız ve gölün muhteşem manzarası |  Sırakonaklar'a gidiyoruz |  Gürcistan sınırındaki Camili köy (Nerden çıktı demeyin oralara kadar gittik valla:) |  Bunlar da Canberk'in makinesinden zirve gunu fotoları |  Nice ve Barış'ın çıktığı en yüksek noktadan kamp bolgesi |  bkz. 2 resim onceye |  zirveden (3711m) kuzey tarafı kaçkarlar bölgesi |  doğu tarafı kaçkarlar |  zirvede bir adet Canberk |  bir adet de Taner |  zirve defterine yazılanlar |  Çığ düşmüş yerden geçiyoruz |  renkler belli ediyo:) |  Yıldızlı Göle iniyoruz |  Yıldızlı Göl |  yardımsever Taner:) |  Kamp atraksiyonları 2 |  sırakonaklardaki dere ustunden geldiğimiz yer | |
|
 |